Sosyal medyadan eksik kalma korkusu FoMO

Sanal dünya hastalığı FoMO’nun genel yaşam memnuniyet düzeyi ve doyumunu düşürdüğünü aktaran Evren, “Günümüz dünyasında bireyler, zamanlarının çoğunu sosyal ağlarda bilgi paylaşarak, popüler konuları takip ederek, kendi ‘durumlarını’ güncelleyerek ve arkadaşlarınınkilerle etkileşimde bulunarak geçiriyor. Sosyal ağlardan beslenen bu sürekli güncelleme ve izleme davranışı, eksik kalma korkusu, FoMO olarak adlandırılan yeni bir kavramın doğmasına neden oldu.” ifadelerini kullandı.

FoMO’nun, “bireyin sosyal ağlardaki ödüllendirici deneyimleri kaçırma kaygısı” olarak tanımlandığını belirten Evren, şunları kaydetti:

“Kullanıcıların, sosyal ağlarda kendi hesapları üzerinde yeni içerikler ile güncellemeler yapamaması ve arkadaşlarının yaptıkları ile etkileşimde bulunamaması FoMO olan bireyleri ciddi düzeyde rahatsız ediyor. Bu kişiler, sosyal ağlarda geçirdikleri süre dışındaki yaşamlarında sürekli yalnız hissettiklerini bildiriyor. Normal yaşamlarında eksik olan sevgi ve şefkati tamamlamaya çalışıyor. Bundan dolayı FoMO olanlarda sosyal ağlara katılım özellikle çekici olabiliyor. Bu kişiler ‘başkalarının yaptıklarıyla sürekli bağlantıda kalma arzusu’ içindeler, ‘bensiz eğleniyorlar mı?’ sorusunu kendilerine soruyorlar.”

Evren, FoMO’nun ilişkilendirildiği değişkenleri, “sosyal medya bağımlılığı, sosyal paylaşım sitelerini kullanırken yaşanan stres, araç kullanırken cep telefonu kullanımı, sosyal medya yorgunluğu, azalmış benlik saygısı, zayıf uyku, öğrenirken cep telefonu kullanımı, üniversite eğitimine uyumsuzluk, akıllı telefon bağımlılığı, depresyon ve kaygı” şeklinde sıraladı.

Toplumdan daha izole bireyler olmaya neden olan sosyal ağların aşırı kullanımının yalnızlıkları derinleştirdiğini belirten Evren, FoMO’nun gençlerde ve özellikle genç erkeklerde görülme oranının daha yüksek olduğunu aktardı.

Kaynak: AA