Görme engelli öğretmenin hukuk mücadelesi

Görme engelli öğretmenin hukuk mücadelesi

Görme engelli öğretmenin hukuk mücadelesi

Kazandığı dava ile görme engellilere normal okullarda öğretmenlik kapısını açtıran tarih öğretmeni Ali Ercan’ın hukuk savaşı.

Adana’da görevini sürdüren, görme engelli öğretmenlere normal okullarda öğretmenlik yapma olanağını mahkeme kararıyla sağlayan tarih öğretmeni 45 yaşındaki Ali Ercan, 1990 ve 1992 yıllarında çalışmasına rağmen kendisine sicil notu verilmemesi nedeniyle açtığı davayı kazandı.

Ankara Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin Tarih bölümünü birincilikle bitirip, 10 Şubat 1989’da Ankara Aydınlıkevler Körler Okulu’nda göreve başlayan Ali Ercan, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Görme engelliler normal okullarda öğretmenlik yapamaz’ yönetmenliği nedeniyle 31 Mart 1989’da görevden alındı. Bunun üzerine mahkemeye başvuran Ercan, Ankara 3’üncü İdare Mahkemesi’nde davayı kazanarak, görme engellilere normal okullarda öğretmenlik kapısını açtı.

22 Mart 1990’da görevine dönen Ercan’a, Ankara’da görev yaptığı 3 okulda 3 yıl boyunca, mahkemenin verdiği karara rağmen Danıştay kararı olmadığı için sicil notu verilmedi. 1993 yılında Danıştay, Ankara 3’üncü İdare Mahkemesi’nin kararını onaylayınca Ercan’ın öğretmenlik hakkı devam etti, bu süreçten sonra sicil notları da almaya başladı.

Adana’da çeşitli okullarda görevini sürdüren Ercan, görev yapmasına rağmen kademe alamayınca sicil notlarını kontrol etmek istedi. 22 Eylül 2008’de kendisine sicil notu verilmediğini öğrenen Ercan, 9 Ekim 2008’de görev yaptığı Abdulkadir Paksoy Lisesi Müdürlüğü’ne başvurdu. 60 gün kendisine herhangi bir bilgi verilmediğini anlatan Ercan, “6 yılda bir kademe alınıyordu. Ancak ben kademe alamamıştım. Bunun üzerine dilekçeyle okul müdürlüğüne o tarihlerde 3 ayrı okulda görev yaptığımı ve sicil notu verilmesi talebinde bulundum. 2 ay bekleyip, cevap alamayınca, 3 Şubat 2009’da Adana İdare Mahkemesi’ne dava açtım. Adana 1’inci İdare Mahkemesi, 60 günlük sürenin aşıldığını, bu yüzden davanın esasına girmeksizin reddine karar verdi. Ben de bunun üzerine Danıştay’a temyiz başvurusunda bulundum ve yürütmeyi durdurma kararı istedim. Danıştay da yürütmeyi durdurma kararını görüşmeksizin İdare Mahkemesi’nin kararını bozdu. Danıştay, süre aşımının geç öğrenilmede önemli olmadığını, dilekçe tarihin esas alınacağına karar verdi. Bu kararın ardından 3 yıllık sicil notumu bana verdiler” dedi.

Danıştay’ın verdiği kararın Türkiye’de emsal ve bir ilk olduğunu kaydeden öğretmen Ercan, şöyle konuştu:

“Bugüne kadar, bir memur, böyle bir konuda durumunu öğrendikten sonra dava açıyordu ve bu süre de dava sürecine ekleniyordu. Ancak, Danıştay benim davamda yazılı beyanımı tarihsel olarak kabul etti ve dilekçeyi verdiğim tarihin esas alınacağına hükmetti. Bu bütün davaların önünü açacak ve emsal olacak. Karardan önce konuştuğum hukuk profesörleri, avukatlar ‘Sen bu davayı alamazsın, süre yönünden zaten kaybetmişsin, zamanaşımı olmuş’ dediler. Onlar benim, konuyu öğrendikten en geç 60 gün sonra dava açabileceğimi söylemişti. Zaten mahkeme de bu yönde karar verip, reddetmişti. Ancak Danıştay, bu kararı yok sayarak ‘Vatandaşın verdiği yazılı dilekçe kabul edilir’ diyerek bir ilke imza attı. Artık herkes hakkını daha kolay arayabilecek. Ben de aldığım sicil notlarıyla istediğim yere duruma geldim. Bu duruma 21 yıllık mücadelem sonunda geldim. Bu kadar çaba göstermeseydim bunlar olmayacaktı.”

Radikal

Bir cevap yazın