Adliyeye düşen engellileri parmaklarıyla kurtarıyor!

Adliyeye düşen engellileri parmaklarıyla kurtarıyor!

Adliyeye düşen engellileri parmaklarıyla kurtarıyor!

İşitme engelli İ.A. işlemediği bir suçtan hakim karşısına çıkar. Savunmasını işaret diliyle yapar.

Tercümanı, ‘Olay anında araba kullanıyordum’ anlamına gelen işaretleri ‘Kumar oynuyordum’ şeklinde çevirince İ.A. hapis cezasıyla karşı karşıya kalır. Çaresiz gencin imdadına o gün mahkeme salonunda gözlemci olarak bulunan işaret dili tercümanı yetişir. Tercümanın yanlış çeviri yaptığını izah eden gözlemci, İ.A.’yı hapis cezasından kurtarır. Yaklaşık 3 milyon işitme ve konuşma engellinin yaşadığı Türkiye’de her gün onlarca benzer hadise yaşanıyor adliye binalarında. Yanlış tercüme kurbanı işitme engelliler hapis cezasına mahkûm olabiliyor. Ancak İstanbul’daki engelliler diğerlerine göre daha şanslı. Çünkü onların emniyet, adliye, konsolosluk ve diğer kamu binalarında yardımlarına koşan bir isim var: İşaret dili tercümanı Arzu Göztepe.

İstanbullu Arzu Göztepe (39), işitme engelli bir anne-babanın kızı. Onlarla iletişim için daha küçük yaşta öğrenmiş işaret dilini. Bu yüzden anadilim ‘işaret dili’ diyor. Anne-babasının gözü, kulağı olan Göztepe şimdi 23 yaşında olan işitme engelli oğlu Barış’ın da dünyaya açılan penceresi. 3 çocuk annesi Göztepe, 6 yıl önce oğlu vasıtasıyla İşitme Engelliler Milli Federasyonu ile tanışır. Önceleri çevresindeki işitme engellilerin tercümanı olan Arzu Hanım, bu işi profesyonel olarak yapmaya başlar. Yeni işindeki görev yerleri ise bir hayli fazla. Adliye, hastane, vergi daireleri, karakol, konsolosluk, noter hatta muhtarlıklar… Bu kurumlara işi düşen işitme engelliler 7 gün 24 saat Arzu Hanım’dan yardım isteyebiliyor. Federasyonda gönüllü olarak çalışan Göztepe, işini severek yaptığını söylüyor: “İnsanlara yardım etmek benim için kutsal bir görev. Onların yüzünün güldüğünü görmek, dertlerine derman olmak dünyanın en büyük mutluluğu.” Türkiye’de işaret dili tercümanı sayısının az olması nedeniyle Arzu Hanım’ın yükü bir hayli fazla. Öyle ki gece yarısı işitme engelli kişilere tercümanlık yapmak için polisler kapısını çalıyor. Arzu Hanım’ın yaşadığı sıkıntılar bununla da sınırlı değil. Fındıkzade’de oturan Göztepe, çoğu zaman araç yokluğundan karakoldan evine kendi imkânlarıyla dönüyor. Bu işten para da kazanmıyor üstelik. Eğer adli vakalarda ifade veren kişi adliyeye çıkarılırsa yazılan bilirkişi raporundan ücret alıyor.

Gece yarısı evinden alınmasının yanı sıra ihtiyaç olduğunda düğünden, misafirlikten ya da herhangi bir toplantıdan da çağırılıyor Arzu Göztepe. Özel hayatı kalmamış kendi deyimiyle. Göztepe, yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Düğündeyken süslü kıyafetlerle karakola ya da adliyeye gittiğim çok olmuştur. Ya da misafirken polislerin gelip beni aldığı. Özel hayatım yok. Şikâyet etmiyorum ancak üzülüyorum. Buna bir çare bulunmalı.”

Bir cevap yazın